Kül Tigin Anıtı

İlk olarak 1692 yılında N. Vitzen Verhoture civarından, 1696 yılında S. Remezov Talas nehrin başlarından bilinmeyen yazı ile yazılan taşlar bulduklarını bildirmişler. 1730 yılında F. İ. Strahlenberg Uibat ve Yenisey ırmakların vadisinde aynı yazı ile yazılan anıt, taşları gördüğünü bildirmiş. Rus çarı I. Petro’nun emriyle 1722 yılında D. E. Messerschmidt’in başkanlığında heyetin Sibirya seferindeki notlarında bu kaya, anıt, taşlar hakkında yazılmış. 1818 yılında Rus turist Gregori Spasski “Sibirya’nın Müjde” dergide bu yazı hakkında yazı cıkarmış ve böylece herkesin ilgisini çekmeye başlamıştır.

Bilinmeyen yazıya benzeyen yazı İskandinav yarımadasında olduğundan dolayı onların bir lehçesinden alınan söz “RÜNİK” (gizli yazı, tanınmayan yazı) diye bu yazı adlandırdı. II – XIII yüzyıllarında İskandinav yarımadasında yaşayanlar inanç, kehanet, kurban adetleri için rünik yazıyı kullanyordu.

Orta Asya, Sibirya’da rüniğe benzeyen yazıtların bulunuşu Fin, Danimarka gibi ülkelerin ilgisini çekip bu yazıyı çözmeye çaba göstermeye başladılar. Bu yazıyı çözmeden önce bir sürü hipotez ortaya atmışlar. Örneğin T. Bayer bu yazıyı eski keltlerden gelen halkların yazı derken P. S. Pallas eski gotik yazılardan bir türüdür demişler. Bundan dolayı bazı avrupalılar (İskandinav), ataların toprağı Sibirya, Orta Asya olduğunu düşünmüşler bile.

Bu bilinmeyene cevap veren ilk kişi Kopenhag Üniversitesinin karşılıştırma dil bilimi bölümünün Prof. Vilhelm Ludwig Thomsen (1842-1927) olmuş. Thomsen binlerce şekillere (damga, çizgi) bakarak benzeyenleri biriktirerek bu yazı 38 şekil (harf)-dan oluştuğunu göstermiş. Anıtın dikiliş zamanında Tan ulusun kağanın yazdırdığı Çince yazıdan “tü-kye” (türük), “kye-tegin” (Kül Tigin), “bi-kie” (Bilge) gibi sözlerden “t, k, ü” sesleri bularak “tngri” (тэнгэр - gök) sözünü okumuş. Bunun gibi yoğun çalışma altından bu yazıyı çözmeyi başarmıştır.

Böylece 1893 yılının Aralık 15’inde Danimarka bilim akademikte 15 sayfalık rapor sunulmuş ve bu da göçebe halkların tarihi aydınlatan buluş olmuştur.

Yazı çözülün 1893 yılından başlayarak Orta Asyanın göçebe halkı moğol türklerin tarihi, kültürün gizliliği güneş ışığına çıkartılmıştır.
Anıtların yazıtları Gök Türüklerin kısa siyasi tarihidir.

Anıtların yazısını “rünik” veya “Orhun – Yenisey yazı” gibi uygunsuz adlandırmayı düzelterek “Gök Türüğün yazısı” kısacası “Türük yazısı” diye adlandırmalıdır. Türük yazısını türüklerin ataları ya da onların ataları yarattıkları hiç kuşkusuzdur. Bunu harfın şekilleri ispat ediyor.

Avrupalı bilginler bu yazıyı Soğdlardan alınmış olabileceğini söylemişler, bu da yanlış olmayabilir.  Çünkü Soğdlarından gelen halklar şimdiki Özbek, Kazakistan’ın toprağında yaşayanların ataları genellikle altai-türk-moğol dillerden konuşanlardır.

Türük  yazısı moğolca ve türkçe ikisinin de özelliklerini barındıran ve fonetiği çok iyi gelişmiş bir yazıyımış. Kelimeyi er, dişi diye ayırmanın dışında er kelimeye yazılan ünlü ünsüz, dişi kelimeye yazılan ünlü ünsüz diye ayırt edip kullanyorlarmış. Ayrıca sözün söylenişi yansıtarak yazılyormuş.

 

Orhun Alfabesi

Orhun Alfabesi 1Orhun Alfabesi 2

 
Share |
 
www.000webhost.com